Piyasalarda bugün 18 Aralık 2015

Piyasalarda bugün 18 Aralık 2015

11
0
PAYLAŞ

Piyasada bugün, Japonya Merkez Bankası (BOJ), bugünkü toplantısında, parasal teşvik için temel hedefini değiştirmedi ve sermaye harcamalarından iş dünyası güveni ve işsizliğe, ekonomik verilerin beklentileri aşmasının ardından ekonomiye olan güvenini işaret etti. Aynı zamanda, BOJ, exchange traded fonlarının alımları için yeni bir program belirledi ve elinde tuttuğu Japonya devlet tahvillerinin vadesini 7-12 yıla uzatacağını duyurdu. Japonya Merkez Bankası’nın Cuma günkü toplantısında aldığı parasal tabanı yıllık 80 trilyon yen (650 milyar dolar) artırmaya devam etme kararını, Bloomberg’in anketine katılan 42 ekonomistin biri hariç tümü doğru tahmin etti. Analistlerin BOJ’un gelecek yıl varlık alım programını artırıp artırmaması konusunda neredeyse yarı yarıya bölünmüş olmaları ile birlikte, dikkatler Guvernör Haruhiko Kuroda’nın bugün yapacağı basın toplantısına çevrildi.

AMB Aylık raporu Yayınlandı
ECB’nin, faiz kararlarının açıklandığı toplantılardan 2 hafta sonra yayımlanan ekonomik bülteninde, Avrupa ekonomisi ve küresel ekonomiye ilişkin gelişmeler ele alındı. Bültene göre, küresel ekonomik faaliyet, kademeli ve düzensiz ilerliyor. Gelişmiş ülkeler için görünüm; düşük petrol fiyatları, hala olumlu finansal koşullar, gelişen iş gücü piyasası, artan güven, özel sektörün bilançoları ve mali konsolidasyonlarındaki azalan dalgalanmayla destekleniyor. Buna karşılık, gelişen piyasalardaki büyüme beklentileri, yapısal engeller ve makroekonomik dengesizlikler nedeniyle bastırılmaya devam ediyor. İleriye dönük olarak Euro Bölgesi’nde ekonomik toparlanmanın, aşağı yönlü risklere rağmen sürmesi bekleniyor. Toparlanmada lokomotif görevindeki iç talebin, ECB’nin para politikası önlemleri ve olumlu mali koşulların yanı sıra yapısal reformlarla da desteklenmesi gerekiyor. Euro Bölgesi’nin büyüme görünümünü çevreleyen riskler aşağı yönlü olmaya devam ediyor. Bunların, özellikle küresel ekonomideki gelişmelere ilişkin artan belirsizlik ve daha geniş jeopolitik risklerle ilgili olduğu değerlendiriliyor. Bu risklerin küresel büyümeye, Euro Bölgesi’nin ihracatında dış talebe ve güvene daha geniş baskı yapma potansiyeli bulunuyor.  Yıllık enflasyon oranlarının gelecek dönemlerde artması bekleniyor. 2016 ve 2017 boyunca ECB’nin para politikası tedbirleriyle enflasyonun daha da toparlanması öngörülüyor. ECB’nin son para politikası tedbirleri ise para ve kredi göstergelerindeki iyileşmelere, para politikasının daha genel aktarımına katkı sağlıyor.

Türkiye gündeminde ise,
Türkiye’nin hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından Rusya ile gerilen ilişkiler piyasalarda yakından izlenirken bir diğer taraftan ise PKK‘nın güneydoğudaki bazı il ve ilçelerdeki şehir yapılanmalarına karşı 16 Aralık’ta başlatılan geniş çaplı operasyon da takip ediliyor.

Bir diğer taraftan ise AB ile ilişkileri son dönemde geliştiren Türkiye’nin İsrail ile de ilişkileri iyileştirmeye yönelik atılan adımları da piyasada takip ediliyor. İsrail ve Türkiye, ikili ilişkilerin normalleştirilmesi amacıyla iki ülkenin büyükelçiliklerini tekrar açmasını da öngören bir ön anlaşmaya vardı.

Para politikasında sadeleşme ve faiz artırımını Fed sıkılaştırma sürecine paralel götüreceğini açıklayan Fed sonrası ilk adım olarak dün dolar cinsi tutulan zorunlu karşılıklara uyguladığı faiz oranını artırırken piyasalar “bir kredibilite testi olarak” gördükleri TCMB‘nin bundan sonraki adımlarına odaklanacak.

Bugüne kadar siyasi baskının da etkisiyle uygulanmak zorunda kalınan üstü kapalı faiz artışları nedeniyle TCMB’nin politika faizi ile piyasaya uygulanan faiz arasında uzun süredir belirgin bir fark var. TCMB’nin politika faizi yüzde 7.5 seviyesinde bulunurken, piyasaya sağladığı fonlamanın ortalama maliyeti ise yüzde 8.80 civarında. TCMB’nin söylemleri ve piyasa beklentisi bankanın politika faizini ortalama fonlama maliyetine yaklaştırarak daha sade bir politikaya geçmesi.

Politika faizinde bir artış anlamına gelen bu adıma faizler konusunda oldukça hassas olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir tepki vereceği ise bir başka endişe nedeni olmaya devam ediyor.

PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK